20 Temmuz 2013 Cumartesi

Alaçatı'da Nasıl Zaman Geçirdik?

Güneş'e alerjisi olan biri olarak temmuz ağustos ayı yerine haziran ayında tatile çıkmaya karar verdik ve haziran ayının 13'ünde kısa ama tadından yenmeyen bir Alaçatı tatili geçirdik.



Konaklayacağımız oteli seçmek için özel bir çaba gösterdiğimi tüm butik otelleri tek tek incelediğimi söylemeden geçmeyim :) Kriterlerim sürekli değişse de en son Mercan Köşk'te kalmaya karar verdik.

Mercan Köşk'ün bahçesine, organik Ege kahvaltısına, odalarının dekorasyonuna bayıldık.





Odanın ayrıntılarına gelirsek:


Alaçatı sokaklarında, taş evlerin arasında o kadar huzur doluydum ki tatilden hiç kopmak istemedim. Arnavut kaldırım taşı ile kaplanmış dar sokaklarında dolaşmak, dükkanları gezmek, akşam eğlencesi de yanında cabası...

Beachlerden de biz Marrakech ve Supper Club'ı tercih ettik. Bir sonraki gidişimizde listeye Sole Mare ve  Fun Beach'i de ekleyeceğiz. Şiddetle tavsiye ediyorum. Bu arada özelllikle Marrakech'te fiyatlar oldukça uygun biz tam tersini hayal etmiştik malum ünlü akınına da olduğu bir mekandan daha uçuk fiyatlar olur sanmıştık.

Oraya kadar gitmişken sakızlı kurabiyeleri, sakızlı dondurmayı ve sakızlı lokma tatlısını tatmamak olmazdı. Bu arada şaraplı dondurma lezzeti ile de ilk defa buluşmuş olsam da olmasa da olur seçeneklerimin arasında. Dondurma Veli Usta'dan, sakızlı kurabiye ve sakızlı lokma tatlısı Özlem Pastanesi yeni adı ile Alaçatı Köy Kurabiyecisi'nde yenir :)





Çeşme'ye kadar gitmişken Ilıca'yı es geçmek de olmazdı. Denize girmek için gittik ama beğenmedik geri döndük sonraki gün akşam yemeği için No:15'i tercih ettik. No:15'teki mezeler çok iyi idi özellikle kurutulmuş domates ve sarımsaktan hazırlanan ismini garsonların da tam hatırlayamadığı meze 10 üzerinden 10 aldı ve ikinci tabak masamıza ücretsiz gönderildi. Zaten her gittiğimiz yerde meze tabağımız olmadan yemek yemeğe başlamadık :) Bu arada şarap içmek için oldukça hoş bir ortamı vardı, erken gittiğimiz için şarapla başladık geceye çok keyif aldık. Keyif almadığımız bir anımız bile olmadı gerçi :)




Meyhana Şerefe'yi de unutmamak lazım. En kalabalık mekanlardan biriydi. Hayatımda bu kadar mezeyi bir arada görmedim desem yalan olmaz. İçeri girer girmez mezeleri seçtik, sonra rakımızı istedik. Gelsin müzikler, rakılar,mezeler, envai deniz ürünleri, meyveler...  Her gittiğimiz yerde deniz börülcesi ve patlıcan salatası vazgeçilmezim oldu diğerlerini kafamıza göre seçtik. Bu arada ahtapot yemeden dönmeyin, yoğun baharatlı tadıyla İstanbul'a döndükten sonra aklımdan çıkmadı...




Balık ve mezeler için de önerebileceğim şirin bir bahçesi olan bizim uzun sohbetler ettiğimiz Pla'Ce'de incir ağcının altında keyifli bir akşam yemeği yedik. Özel bir yemekti bizim için ve hiç pişman olmadık. Samimi, ilgi alaka müthiş, lezzetli tatlar hepsi bir aradaydı...



Son olarak Alaçatı'ya gitmişken Cumartesi günü kurulan Alaçatı Pazarı'na ve takıcıların olduğu alana da gitmeyi ihmal etmeyin. Biz çok yer gezdik hepsini anlatmak zor, tatilimizden hiç pişman olmadık. Köşe Kahve'de de oturacak yer bulursanız 1-2 saat zaman geçirmenizi öneririm.

 Alaçatı sokakları geceleri o kadar kalabalık ki ister merkezinde isterseniz de Öküz'de keyifli dakikalar geçirebilirsiniz.

Önümüzdeki yaz görüşmek üzere...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder